İyi ki kitaplar var...

İyi ki kitaplar var...

30 Temmuz 2015 Perşembe

İskender Ohri - Anadolu'nun Öyküsü



Kitabın Adı: Anadolu'nun Öyküsü

Okuduğum Baskı ve Tarihi: V.Baskı - Temmuz 2006 

Yayınevi: Bilgi Yayınevi

Sayfa Sayısı: 203

Kitabı Bitirdiğim Şehir: İzmir

Puanım: 1/10

-Arka Kapak-

Anadolu uygarlığını anlatan, yankılar uyandıran kitap...

Anadolu bir uygarlıklar şelalesidir. Uzun tarihi boyunca türlü adlarla anılmış olan Anadolu halkı, şimdi artık Türklüğüyle övünmekte. Hem de bütün o şanlı geçmişin ve eşsiz uygarlıkların mirasçısı, sahibi olarak. Bundan sonrası artık, onun eylemleriyle başarılarını anlatacak; taa sonsuza kadar...

-Değerlendirme-

Oysa ne de güzel başlamıştı! Kendi kendime, oğlum Aykut güzel bir kitabı yakaladın diyordum. Ama Anadolu’nun sözde öyküsünü anlattığı cümleler Selçuklu ve devamında Osmanlı Devleti’ne gelinceye kadar. Yazar o an tüm nefretini kustu!

Merhaba.
Sert bir giriş oldu belki ama elim ayağım titriyor şu an. Güzel başladı dediğim kitap bildiğin hamaset yığınına döndü. Osmanlı’yı yerip yeni Türk devletini övmek mi dersin. Türk bayrağını Hititlerle bağdaştırmak mı dersin. Anıtkabir’i Türklerin asıl Kâbe’si yapmak mı dersin. Aman yarabbi yazar nasıl bir bunalımdaysa artık oturmuş 203 sayfa boyunca sallamış!

Kitap sözüm ona Anadolu coğrafyasının geçirdiği değişimlerden, bu topraklar üzerinde yaşamış uygarlıklardan, devletlerden bahsedecekti. İddiası bu yönde! Aslına bakılırsa öyle de başladı. Tarih öncesi çağdan Hattiler’den, Hititler’den, İyonyalılar’dan ve daha birçok uygarlıktan bahsetti. Ve şu an Anadolu topraklarında bizler yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yaşadığı için bu uygarlıkların mirasçısının biz olduğunu da söyledi. Topluma kızdı haklı olarak. Yunanlıların sahiplendiği çoğu şeyin aslında Anadolu kökenli olup bu coğrafyada yaşayan insanlarca öğrenilmesi gerektiğini savundu. Dedim adam ne güzel konuşuyor. Sonra Selçuklu kısmı geldi. Malum Anadolu’da hüküm süren ilk Türk uygarlığı Selçuklular. Bakın yaşayan değil hüküm süren, yöneten. Çünkü Selçukluların Anadolu’ya gelişinden birkaç yüzyıl önce de Türk izleri var Anadolu’da. Neyse dağıtmayayım Selçuklular’ın kurmuş olduğu yüksek medeniyetten ve Haçlı orduları ile yaptıkları mücadelelerden bahsedildikten sonra yazarın kendini kaybedip içindeki Mr. Hyde’ın devreye girmesi ile Osmanlı’yı yerden yere vurması başladı. Hani o az önce bu coğrafyada yaşayan herkes bizimdir diyen yazar var ya. Osmanlı bahsi açılınca aslan kesildi! Mangalda kül bırakmadı. Tamamen kulaktan dolma tarih bilgileri –aslına bakılırsa saçmalıkları- ile verdi veriştirdi. İnanın şok oluyordum her sayfayı çevirişte. Osmanlı Devleti’nin eleştirilecek yönü tabi ki de var. Ama sen bir tarih kitabı yazmıyorsun ki. Sen Anadolu’nun Öyküsü’nü anlatıyorsun. O zaman sadece işini yap ve tarihi yorumlardan arındır kitabını. Ama yok ülkemizin nadide hastalığı olan ‘’her şeyi bilici tip’’ rahatsızlığı yine devreye girip çarpıtılmış bilgilerle dolu bir kitap çıkarıyor ortaya.

Osmanlı kısmı da geçince sıra ‘’Yeni Türk Devleti’’ ne geliyordu. Yazarımız tabi ki de ‘’sıfır’’ eleştiri ile bitirdi bu dönemi! Kitabın yazıldığı tarih olan 1975’e kadar Türkiye harikalar diyarı (!) olduğu için eleştiri yapılmazdı. Yazar da yapmadı zaten. Sadece övdü. Hem de körü körüne! Zaten kitabın son sayfasının son paragrafına diyecek bir şey bulamıyorum. Niye burada övüp eleştirmemesine takıldığımı sanıyorum anlamışsınızdır. Adil davranmadığı için.

Daha fazla uzatıp sinir katsayımı arttırmayacağım. Anadolu’nun Öyküsü kesinlikle yanlı, subjektif ve yapılmaması gereken tarihi yorumlar içeren bir kitap. Eğer ki at gözlüğü takan biriyseniz okuyun. Ama sorgulayan, az çok bilen bir birey bu hastalıklı kitabı okumasın!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder