İyi ki kitaplar var...

İyi ki kitaplar var...

24 Temmuz 2015 Cuma

Adalet Ağaoğlu - Fikrimin İnce Gülü



Kitabın Adı: Fikrimin İnce Gülü

Okuduğum Baskı ve Tarihi: I.Baskı - Temmuz 2014 

Yayınevi: Everest Yayınları

Sayfa Sayısı: 307

Kitabı Bitirdiğim Şehir: İzmir

Puanım: 10/10


-Arka Kapak-


"Bir tomofil taksi, Bayram'ın kafasında şimdi kağnının iki kanat takınmışı, öküzlerin ayaklarına da yaldızlı tekerler bağlanmışıdır artık. Artık, neye nasıl kurban edileceğini düşünmeye gerek yok. Kanatlara binip uçacak, kendini kurtaracak."

"Fikrimin ince Gülü", Adalet Ağaoğlu'nun başeserlerinden biriyse, çağdaş Türk romanının da en güzel örneklerinden biridir. Kendine yabancılaşmış 'insan teması olsa olsa bu kadar güzel anlatılabilir.
-Server Tanilli-

'Fikrimin İnce Gülü" büyük emek isteyen romanlardan, içeriği de emek sonucu kotarılmış, biçimi de... Bayramın dönüş yolculuğu gibi dümdüz bir olayı içermesi, bu romanın öz açısından önemli itkiler sonucunda yazıldığını tanıtlıyor bir bakıma. Biçimindeki tutarlılık da, yazarın bu öze ne denli saygı duyduğunu belgeliyor. Bu açılardan 'Fikrimin ince Gülü" üzerinde mutlaka durulması gereken bir yapıt.
-Selim ileri-

-Değerlendirme-


Kitabın ilk bölümleri için genel kanım şu: Bayram itici bir karakter. Kitap bitince bu kanı değişiyor ve diyorsunuz ki: Bayram acınacak biri belki de...
Adalet Ağaoğlu’ndan okuduğum dördüncü kitap oldu Fikrimin İnce Gülü. Adalet Ağaoğlu’nun kalemini cidden sevdiğimi anlıyorum artık. Çünkü beni cezbeden bir şey var bu kalemde. Yakın Türkiye Tarihi. 

Fikrimin İnce Gülü kitabını salt Almanya’ya giden işçiler, Doğu-Batı arasında kalmış birey çatışması, ya da bir yol romanı diye tanımlamak bence eksik olur. Bu kitapla Adalet Ağaoğlu; 68 kuşağı, 71 Muhtırası, Kıbrıs Barış Harekâtı, Kürt sorununun oluşmasında belki de en büyük etken olan sıkıyönetim komutanlıklarını araya serpiştirmiş. O dönem ki apolitik insanları Bayram üzerinden anlatmış. Kitapta geçen ifadeyle 71-73 yılları arasında eceliyle ölmeyen kaç genç var biliyor musun? Diye sormuş. Adalet Ağaoğlu bu kitapta bocalayan Türk insanının güzel bir örneğini vermiş bize.

Bayram Ballıhisar denen köyden bizim tabirimizle Almancı olarak çıkmış birisi. Kitabın yaklaşık 70 sayfalık bölümünde o kadar çok monolog var ki içim sıkıldı okurken itiraf edeyim! Ve bu sebeple kitabı uzun süre okumadım. Tekrar başladım, monologlar bitti, Bayram karakterine olan iticilik arttıkça arttı ve son da müthiş bir hüzün kapladı içimi. Tükenmişlik, yalnızlık, kendince terk edilmişlik…

Bayram’ın Almanya’dan arabasıyla yola çıkıp memleketine varana kadar ki yaşadıklarını, kendiyle yaptığı vicdan muhasebesini anlatan kitap sürekli geçmişe dönüyordu. Flashback deniyor sanırım. Bayram yaşadığı o an ki bir durumu geçmişle bağdaştırıp sürekli geçmişe dönüyor. İlk başta bu flashbackler çok can sıkıcı oldu. Yeter dedim artık geçmişe takılıp kalmayın, ileriye bakın! Bu geçmişe dönüş kısımların da takılıp kalmazsanız kitap akar gider haberiniz olsun.
Sınır kapılarını, Türkiye’nin o dönem ki karayollarını, trafikteki sürücü psikolojilerini, Türkiye tarihinin en hareketli dönemlerinden olan 1968-1980 arasını ve daha birçok şeyi hissedebileceğiniz bu romanı çok beğendim. Kesinlikle de tavsiye ederim, okuyun!



Kitaptan uyarlanan bir film de var. İlyas Salman başrol. Filmi izlemedim ama kitapla çok benzerliğinin olmadığını okudum birkaç yorumda. Bunda da filmlerin süre sıkıntısının etkili olduğunu düşünüyorum. Yoksa bu Bayram’ın yaptığı flashbacklerin anlatılması saatler sürer! Ama film kötü demek değil. İzleyip sizler yorum yaparsınız.

Hepinize keyifli okumalar dilerim!

Not: Bu kitapla birlikte Yaz Okuma Şenliği’nde üçüncü kitabım bitirdim. Biraz yavaş kaldım ama okumaya devam!

Not2: Adalet Ağaoğlu sen büyük bir kalemsin!

1 yorum:

  1. Kitabın ismi çok güzel, içeriği de zenginmiş
    ben hala Adalet Ağaoğlu okuyamayanlardanım :(
    en kısa zamanda inşallah..

    YanıtlaSil